10 Eylül 2009 Perşembe

hamlet'i dinliyorum

ey demirden gökyüzü



murdar ellerle sıvanmış,


garibei hilkat bir kral öksüzü


bütün bu perdeler,


açılıp da kapanmak bilmeyen perdeler


azmış Ophelia: ''ben bir yalancıyım''


-hayır!paradoks!


soytarı kabiliyetsizi çığlığım


mel'un,düzenbaz


kasalarca kasalarca bakır kafatası,


eritmelik asit-baz.

>>one way<<

Rüzgar nefesim bacaklarımda..Yer, üşümeden titreyenler istasyonu.. Bir brezilya kahvesi içmek..içmek istiyor küt siyah saçlarını omuzlarında hissetmemenin mutluluğuyla.Gözbebekleri de beyazla boya badana.Pul pul toplanmış ruh perilerim tepemde, dır dır dır.'Çene kapama' yapmak zorunda kalmamalı,çünkü mathi bugün kurubahar çorbası içti tıka basa.Deneysel romanLAR -yok ''-lar'' dediğim kadar yok aslında. bi' tanesi neyine yetmez!? - yazmayalı uzun zaman oldu.. Çünkü hiç yazmadı.O sadece çırak, ustasıyla ün salmaya çalışan..Kulak memesi kıvamından bile bi' haber, düşünsene! Ben de Bob'un beslediği tarantulaları yiyorum her gece .İyi geliyor, nefret edenleri anlayamıyorum.Ortası olmayan yollara sapmamanı tembihlemedi mi sana annen!? Tek yönlü sokaklar* da dahil buna ..Dilini besleyecek 5 kuruş kelimesi bile yokmuşş*..Sadece ''moneyy money moneeeeey!'' diye gırtlak parlatacak kadar notası var,onlar da ucuzluk'tan..Ne bayat..Kırın kırın kırıntılaar.., kurun kurun kuruntulaarr..Rezilliğin valsi.(zorunluluktan kederli bir nokta)

*b.dylan

kısa bir telefon görüşmesi

Cevap veremeyeceğin için değil de, o cevapları algılayamayacakları için ancak susarak anlaşabileceğin ''varlık''ımsılarla kuşatılmış olmak ne kötü..Yanmış sütten dondurmayı,istemeye istemeye -(zorunda olmamana rağmen) neden kendini o tada hapsettiğini kendin de bilmediğin halde- yalamak misali ne idüğü belirsiz bir durum içine düşmek benzeri demek isterdim; ama ''algılanamama''nın (t)adı ağza bile alınmamalı.

-Dilimin ucuyla bi'..

Hayır !! Olmaz ! Sanki bir biberi bile ilk dille(ndir)mede tanıyabilmişsin gibi ,bir de kalkmış..Olmaz, o kadar ! Ne ? Nasıl?.. İnsan tadı..? Olgunları tercihin değil demek.. Tamaam,tamam ama, sesin az geliyor duymakta zorlanıyorum. Ses tellerin mi gevşemiş?.. Ah evet, biliyorum; az çekmedin.. Ama kaç kere dedim; kurtlar sofrası sağlığı bozar oturma, diye.. Tamam peki, perdeledim bu konuyu. Olgu(n)larda kalmıştık..Dinliyorum..Evet ağzına layıktır ham'lar. Adı üzerinde; ''hammm!'' de ve gevşe;kaysın gitsin boğazından(balgamlı ve ivmeli) . Sürülerce var onlardan doğrusu, aç da kalmazsın.Hafif mayhoş bir ikileme sürüklemek istemiyorum tabi seni amaa, orta ateşte günahlarını eritebilirsin onların. Bir de şarap kuyularında yıllandırırsın onları,yalnız kuyunun dibini görmesinler - görmek için çabalamayacak şekilde büyüt ki onları, lehine dönmesi kolaylaşsın..- . Bakan körler işine gelir , bilmiyorum sanma! Ne de çabuk zevkten dört-beş köşeli bir hale büründün! Yatak altları ve tavan aralarında da duyan sağırların var demek?!.. Eldeki sıfırlar sonsuz da edebilir mi yani?? Dur, dur bir dakika . Benn..Ben kiminle görüşüyorum acaba?? Aloo!! Alo!

-Ortaya karışık kişiliksiz düzenden sevgilerle. Hammm!

Alooo.!

Dıtdıtdıtdııt.. Dıtdıtdıtdııt..

Yüzüme kapatamazz! Bana cevaplar gerek! Ceva.... ''algılayamayacaklar''..

(tekrar arar)

-Aradığınız ölçütlerde bir topluma şu anda ulaşılamıyor.Lütfen daha sonra tekrar deneyin..

Dıtdıtdıtdııt..Dıtdıtdıtdııt.. ..

çığlık mevsimi

..geri dönüşümsüz benlikler kazandır , öpülesi benlikler. Hatta elinden gelirse en uzun ağaca tırmanıp ''en yüksek yeşil''i koy objektif. Sonra-sız paragraflar yaz. Bir kaşık suda bir avuç kendinden boğ. Bir de tuz ruhu at, ruhsuzluk sinmesin onun da özüne. Sen kimsin ki?. Sen , sen olmaya çalıştıkça sessizliği yok eden .Bir bavula tık çığlıklarını,sonra cehennem treninin en ücra köşesine koy. Çığlıklarına biletler al,yeni yetme çığlıklarına. Toprak da doldur bavula, sula da . Daha şeffaf çığlıklar için yetiştir kendini. Çığlık yeşertmesi. Sen ki bile bile , inadına anakronizm ; sen ki bilmeye bilmeye büyüyen , tam yutkunurken boğaz tıkayan. Ebedi ve ezeli. Kılsız suçlusun,kıllan(dır)madan kal. Bavullar indirime girmiş,koş! çığlıklarına bi' kaç tane daha al.

kibarca efendim

''Kısmet naparsın''cıl yaklaşımlardan yana bir dünya.Hani ''yansız''dık?! Noldu ağabey?! Kan(lan)dırıldık.İç kargaşaya mahal vermekten tutuklanan kimseler yok ama meydan hapishanesinde.. Hani nerede sizin altınlarınız kadar parlak,onlar kadar iyi birer yatırım aracı olan klişeleriniz?? Sabit kalıplarla toplum diken terziler! Size diyorum.Sadece iğne-iplikle olmuyor bu işler, diyorum. Aman efendim pardon, unutmuşum, siz ki kalıpçılık sanatının mukaddes evlatları.Bizse lafazan, onlarsa esrik muharrirler sürüsü.Ben..ben. Ben yalnızcaa.. Ah evet,ağzımın payını aldım(!),paydası sizde kalsın. Elbette, bunlar 'küflü doğrular' . Kim aksini iddia edebilir ki?! Topunuza kibarca tükürüyüm.

gündüz ahlaksızı

''-giller'' sinir bozucu.

kaderci roman anlayışı,

yıkılmalı!

klişe sahnelerin çekildiği set de.

son selam, tam bir melodram.

KIRMIZI

Şişe dibi gözlüklerle bakıyor dünyaya.Lanet avcılığında, kırıyor ayna. Durmadan, nefes almadan..

Kadınları daha acımasızca mı eskitiyor ne, zaman?..

Zarif hüzünlerini,yıllanmış özlemlerini, bavullara apar topar tıkıştırmak zorunda bırakıyor onları..

hür devrim

''Bitti'' dedi.Bitti ve cama yapışık suratlarla güneş tarlalarını-belki de çavdar- , hatta çocuklarını-güneş çocuklarını değil elbette;çavdar tarlasında olanları-izleyerek,incitici melodiler yalayarak,yumuşak yol çizgileriyle yüzümüzde,bellenmiş ve artık modası geçmiş ayrılık -bir kişiden değil; bir yerden ayrılık- zevkiyle,bekletilmiş devirdaim yaptırarak şakarakrak şen de şakrak deviriyoruz yolları.Getirgötürcü - postacı olmuş zamane adı- sarı zarflarını,el örgüsü - olabildiğince masum,olabildiğince ''anne eli değmiş gibi''- çantasında taşısa daha çok içsellik katabilir miydi acaba; alsız pulsuz,kupkurulaşmış o ''sarılar''a?? Yoksa trenlerde mi sorun; kömürü mü az geldi,hızı mı fazla?. Bir bulsak ,ah bulsak da şu balonların karın ağrılarını sustursak. Hür balonları yıkar o zaman devri(m)in çocukları..

_ _free-donn_ _

ruh altı mağaralarına inme heyecanı yok.

ağır bir esrime hali..

ancak mavi trenlerin parlattığı raylar kadar genleşebilen optimistlikler.

pist pist optimist.

hayat spontan

hayat sigortan

''nemli gözlerle uyuyup kalan prenses'' vardır bir de eksik masallar serisinde.

anlatılmaz öyle ulu orta yatak başında gece gece.

eksik masallar eksik hayalciler yaratır,eksik hayalciler de eksik masallar.

cennetin çimlerini önce biçip sonra sulamak gibi açıklar verir bu adamlar.

kulak altı edilir sürgü(n)lenir bu sebepten o masallar.

hala fark edemedin mi: ne ayakkabısını düşürse de yoluna devam eden küllü-kediler falan var ne de kılıksız kurtları yakalayıp midelerine taş doldurabilen marifetli(!) avcılar.

ki zaten artık midesiz kurtlar.

''amaaaan avcı canııım avcı,

gel de bizi kurtarrr yoksa yer bizi kurtlarrr''

diye şarkı çığırıp efor harcamaya ne gerek var??

''devir tasarruf devri boşa tüketme enerjini''-GRİ(in)Pİ(i)S .

saman altında arpalar buğdaylar.

hedonist bedeviler kumdan kaleler yapar.

aman dokunmayın! !!

onlarda freedom

bizde gri don.

yıkmayın ağlamasınlar.

sür-me-realist! hayalciler'de inecek var.

huzurlarınızdaaaa..!

ensene yapışan sinek

sen acizken kazımaktan

böyle olması yazık,acınası

plastik taburelerle kapitalizm olmaz!

işçi gerek,fabrika

poşetler boğmaz kafa.

inandırıcı gösteriler

uçan balon suratına patladı

sen!ilik satıcısı!

içirin fabrikadan taze taze süt kanlı.

meşru-diyet

toplum huzurunda

patlangaç alalım çocuklara

rüyasız uykulara

şizofren dalgıç eğitsin

saati:bozuk para

çiftlik kursun

işçi satalım yeni düzme.

koyunumtırak

toplum huzurunuzda!

yemek borusuna birer zil,

fazla çalmaz oynamaz kimse

sinir kuyularına çıkrık

sudan sebepler dikeriz,

heykeller de..

denek ademoğlu evlenir,

kazanır kolay

kapitalde su var.

ZİNCİRLEME DÖNGÜLER EVRENİ

Güzeeell.. ''Yeşil kokulu yazar''. Kapak kırıntılarını yapıştırıp yazar'ım ben de-tüm olasılıkları hesaplayamamış olsam da-. Eleştirmenlerin gözdesi. Çoktan seçmeli felsefe tarihi; tehditkar ama bir o kadar da sürükleyici. Çürümüş kokular sokağına kaldırım yapmak. Çürük korkuları kaldırımlar altında bırakmak.Yapmacık elmacık kemikleriyle ortama asil bir gülümseme katmak..

Zaman döngüsünden sayfa eksilmez.Yap,boz.Yap-boz.. gibi..

-1.tekil şahıs,köşeye!

-Ortadaki dizi 3.tekil şahıs!

Yap-boz.Zaman döngüsünden sayfa eksilmez.Eksenlerimiz çakışık bizim..

Bir anne küçük kızına seslenir.Küçük kız yoldan geçen ambulansın sesinden dolayı onu duymaz.Anne çocuğun yanına gitmek için mutfaktan çıktığı sırada küçük kızın arkadaşı karşı balkondan onu çağırır.Annesi de küçük kız da duy(a)maz.Küçük kız arkadaşıyla dışarıya çıkamaz.Patlıcan yanar,eldiven tutuşur,tüp patlar..Ya da..:Annesi küçük kıza seslenir.Yol tıkalıdır,ambulans sağa sapar evin önünden geçmez.Küçük kız annesini duya(bili)r ve mutfağa gider.Arkadaşı onu çağırır,-küçük kız duyar-konuşurlar ve dışarı çıkar.Patlıcan yanar,eldiven tutuşur,tüp patlar..Çocuk kurtuldu..Zaman,eldiven,çocuk,ambulans,patlıcan...

Sayfa liflenir. Hayatlarımızı birbirine bağlayan bilinç lifleri gibi.. Ben oradaydım,onunla çarpıştım,kahve üzerime döküldü,eve gidip üzerimi değiştirmek zorunda kaldım,taksiye yetişemedim. Ve yetişemediğim taksiye sen bindin. Ya da..: Evden iki saniye geç çıktım,çarpışmadım, kahve dökülmedi,eve gitmedim;taksiye yetiştim. Sen de, ben evden iki saniye geç,senden iki saniye erken çıktığım ve benim bindiğim taksiye binip oraya bir dakika erken varıp dostunun intiharına engel olabilecekken,sonraki taksiye binmek zorunda kaldığın için hayatındaki en büyük acıyı yaşadın. Onu kaybettin.. Bunu ben yapmadım,onu ben öldürmedim.Ya da sen..

Zaman döngüsü ve bilinçler toplamı. Aslında ''bilinçli olarak yapmak isteMEyeceğimiz'' birşeyi farkında olmadan bilinçli olarak yapmış olduk. Eksen çakışması. Bunun açıklaması ne peki?? Kuantum fiziği,mantık,felsefe? Herbirimiz birer atom,oluşturduğumuz bir mekanizma. Rüzgarın geliş açısı,tüm gece binbir emekle hazırladığın dosyaların uçup etrafa saçılması,senin sinirlenip küfretmen,çalan telefonu o sinirle açıp sevgiline bağırman. Sevgilinin sinirlerinin bozulup ağlaması ,kafa dağıtmak için beni araması.O sırada annemle konuştuğum için meşgul tonunu duyması ,dışarıya tek başına çıkması ve onu yalnız bulan eski erkek arkadaşıyla tekrar çıkmaya başlaması..

Peki.On dakika önce, annemin çantasını kaptırması sonucu beni arayamaması , o ağlayan kızın bana ulaşması ve birlikte dışarıya çıkmamız,eski erkek arkadaşıyla başbaşa kalamamaları ,ayrılmamanız..Ve benim de bütün bunları karala(ya)mamış olmam??!

Lifler,çakışık,zaman,nanosaniye...

çekmecemden

otizm ürünü koltukların kabarmış.. bir sofi bir yalınlık ki! sinek valesi ruh kuytularında çok, merak etme. diyorum ki; irice bir zımbalasınlar seni ya daa..vazgeçtim yok yok! belirtili nesne yapmaktan yanaydım seni cümlelerime amaa yer kalmadı ; bu ara zincirleme tam(am)lamalarım çokk!! yapma böyleee. bir nokta kadar değerin var elbette! o konuda haklısın, monarşizme karşıyım ben de. o değil dee, dük mük yok ortada. düşesten de ne ses ne seda..

keşkeksek (bol etlisinden..)

keşke hiç fark etmeseydim o kurumuş domates çekirdeklerini

keşke vakit önce olsaydı şimdi

keşke penceremden yağmuru yakalayabilecek kadar,

uzun olsaydı kollarım

ve hayat..

keşke öldürmeseydim katilimi

keşke bir şans daha isteseydi benden

keşke koşsaydım bitene kadar köprü

ama bitirmeseydim..

keşke mühürlemeseydim hayal fabrikamı

keşke durmasa vızıldayıp tepemde,

o konuşma balonları sinir bozucu

keşke hazır bulmuşken doldursaydım ceplerime

yeşil,kırmızı,pembe

her tonundan taze taze

delik olmasaydı da cebim..

keşke maydanoz olsaydım-inadına-salataya

hıyarlık yanında..

keşke sindirmeseydim kurtlu ekşi keki,

armudun iyisini

keşke yürüseydim(kim tutsaydı beni)çıplak ayak,

okyanuslarda

keşke buket buket dağıtmasaydım mavi yosunlarımı

dalga dalgalara

keşke daldırsaydım pipetimi güneşe,boğulana kadar

keşke keşkelerim'e son vermek için durmasaydı yağmur!

limit hıza ulaşmayıp aksaydı beyin hücrelerime ve..

NAPTIM BEN?!!

yazmasaydım ya daha çok ''keşkeee''!

başa dönebilir miyiz alçak sesle??

bulutlara armağan el yapımı kabuslar!

3 dilek hakkımız da bitmiş

ve sağanak kahpe karanlık,sağanak sağanak..

at zar,6 geldi bak!

kahverengi sular gibi emanet gözyaşlarımızı kendileştirmeye çalıştık,suskunken baykuşlar. dikilmiş ağız konuşamaz sokak. yaptık insanlık adına çamurdan oyuncaklar. ve umut dolu(!) ufukta gri beyin insanlık,çorbaya dönmüş koşullu umut döngüsü. savaş dünyası;kurşun asker filin midesine gider. yoruldum mu ne?.. parlak tozlu cam kızı olmak gerek. dünyanın dibine vurmak ne ki;cam kırılır dünya düşer. belki de bir gün.. çimlere uzanmış fıskiyeler altında hayal çıkınıyla 7 cüceler kolunda. .

:))

Hep hüznü çağrıştıran yolculuklar,yolları bağrıştıran şarkılar...

Yağmur aynalarını çektiğimiz sokak,çarpık su birikintileri,fazlasıyla gizemli ve çekici;ama asla kilidi

kırmayı boşverip,demirlerden atlamaya cesaret edemediğin arka bahçe,yine kesişmesi yolların ve

aradığın anlamların içinde kaybolup çıkmak,boğulacak derecede anlam yutmak,yağmura şarkı

söylemek...:) Hepsi bu!

::UYUZUNCU''MM:: DOSTUM :: GÜZEL İNSAN DİLEK ; SANA BU DA:)

hayal yorgunu

Hortumları birer darağacı gibi görsen de değişmedi hiç kalbindekiler(fiziksel etkilerle aşınmasın o kimyevi fikirlerin hiç)..

Yansıtabildiklerin hep seni boğulmaktan kurtarmaya yetecek kadardı.Tüm renkleri toptan alıp ucuza getirmeye çalıştın kimi zaman..Kimi zaman da basit bir siyah için saçma bedeller ödettin kendine..

**

Bol güneşli bir sabah.Perdelerin morluğundan,mor bir gün doldu odaya.Parkede uyku tulumları..Sert ve sıcak uykudan sıyrılmaya çalışırken mutfağa yöneldi;sert ve sıcak bir kahve için.Odaya döndüğünde artan frekansta:''Düşünsene dostum!Dünyanın bi ucunda tavalı sırt çantalarımız ve sadece biz.Özensiz bir hayat.Fazlasıyla sert bi hayat!Biz yaşıyoruz dostum.Tam da şu an hissettim bunu.Woo hoo!Tüm gizemleri tarihten silmek için geliyoruz.Woo hoo!Again on the road!'' Zafer kazanmış çocuk çığlıklarıyla odadan çıktı.Ayak basılmamış kızıl topraklar ve o kekik kokusu.Yeterliydi.OTURUP OTURUP OTURUP;KOLTUĞA YAPIŞIK KIÇIMIZI YAĞLAYARAK ÇÜRÜTMEMEK VE YENİ YOLLAR YARATMAK İÇİN KENDİMİZE.MONOTONLUK KOKAN YOLLARDA,PSİKOLOJİSİ SÜRÜ'LENMİŞLER GİBİ OLMAMAK(DİLEĞİYLE)İÇİN...HERKESTE ZEVK BASİTLEŞMESİ,KUSMUK KOKAN SÜRÜ PSİKOLOJİSİ.

-on the road-_jack kerouac

..Düzlüklerde geçen karanlık ve tozlu geceler geliyordu gözümün önüne,etrafta amaçsızca dolanan Nebraskalı ailelerin suratları,onların herşeye korkuyla bakan pembe yanaklı çocukları.Eminim onları ucuz panayır hileleriyle üçkağıda getiren tastamam bir şeytan gibi hissederdim kendimi.Hele dümdüz alanın karanlığında devinen dönme dolap,ve yüce Tanrım,atlı karıncanın hüzünlü müziği ve bir de amacına ulaşmak isterken yaldızlı bir karavana tıkılıp çuval bezinden bir yatakta uyuyan ben..

...Güneş ala çalmaya başladığında uyandım.Bu,hayatımın en değişik,en garip anıydı,kim olduğumu bilmiyordum-evimden uzakta,devamlı yollarda olmaktan bitap düşmüştüm ve daha önce görmediğim ucuz bir otel odasında yatıyordum..Korkmuyordum,sadece başka biriydim,bir yabancı;ve tüm hayatım tekinsiz bir hayattı,bir hayaletin hayatı.Amerika'nın ortasında,gençliğimin doğusu ile geleceğimin batısını ayıran çizgideydim;belki de olanlar bu yüzden tam orada ve o zaman oldu,o garip kızıl öğleden sonra...

...

bir narsistin günlüğünden seçmeler

Şahın mat ya da parlak olmasını pek umursamazdı.Mat olmasından yana olmak zorunda kalırdı ama hep -narsistin ta kendisi-Ve zamanla bu zorundalığı da kabullendi;karalayıp silmekten soyulan yırtılan sayfalarından yaptığı o gemide,şafak sökerken kucaklayan yağmurlar gibi..Oturan boğası,düzenin boynuzlarını biledi ruhrunda,o sivri boşluklarında.Kırmızı koktu etraf,kırmızı döndü dünya.Bez bebekleriyle uyuyabilmek için,kırmızıyı feda etmeye hazırlanırken dökülmüştü belki de eteğindeki elmalar.Ve bile bile ısırdı tüm elmaları ;bilerek ezdi.

-Ellerine sağlık,hoşaf ettin hepsini!

-Suyunu çıkardın yeterrrr!!!..Vitamini kaçıcak diye dedim..

Elmalardan ip örmelisin narsi..O ellerle ördü salıncak iplerini(belki de sandalyeye çıkmak ve gökyüzüne erişmek için..)

-Dolaştırdın ipleri birbirine yine!!..Güzel olmuş..

Kutup meselesi:Kutuplarda yerçekimi fazla;gökyüzüne daha çabuk yükselmek için gitti narsi.Yerçekimi-gökyüzü ironisi..Vakti olsa bundan ne de notasız şarkılar söylerdi..Bir de boğazını kurutmasaydı o notalar..Grotesk soytarılarla süpürdüğü hayatına da yeni ejderha çiçekleri ekerdi.Ama defolup gitmeli şimdi.

-Ne de güzel süpürdün kendini!!..Temiz olmuş o açıdan yani..

Defol git narsi!!

Domatesler fırlatıldı narsinin arkasından,çok mutlu o ,kırmızı dünyasında şimdi..

(alıcı yok)

Boyasam siyah zifir,elde var siyah sıfır.Ağızlar çıplak,bedenler kör,siyah sallanan gözler.Soluk
benizli değerli olur ya da hiç'izm felsefesinde boğulur, buz denizinde kendini bulur.Seslileri yutulan
alfabe çukuru gibi.Aa(ğ)'lamak gerek burda ya da be(l)'li be(lir)'siz ee'lemek tüm taşları içine oturup
kalmadan.Uykularına saklanmasınlar muska dolu yastık diker;yastık içi uyuyamazlar.Yankılı bir
duman üfler;boğulmalarına bile fırsat olmaz.Korku köşelerinde kocaman korkularla sevişir o,
kocaman günahlı ağlı örümcekler besler köşelerinde-ama o kocaman denilen göreceli- Yoğun damarlı
kistler doyurur onu ancak...

..bir gece içi..

Hayatın tel kafesinde..Yemlemek zorunda olmak kendini ya da metabolik artıklarını atamayıp onlarla mutlu olmayı öğrenmek gibi.Çevrende gerili ipler psikolojik uçurumlar boyunca.Herkes gergin ipler kadar.Tek nefeste cambazlık yapmak ama bu!Benimse alıp verebileceğim öyle çok dopdolu, öyle çok mavi nefes var ki..Teller,gerilimler..Kabullenmek zorundasın ya da gözlerini kapat ki korkuların akmasın.Ama bu kör cambazlık! ''Umut hormonu salgılayan umufiz bezi yetersizliğinden umufer hastalığına yakalanan genç,aşırı dozda umain alarak hayatına son verdi.'' Ama bu başlık..Bi yerden tanıdık!!

.. Oyuncak bir bebek..Nefes kesik kesik.''Dikkat! Kalp atımı yasaktır!'' Burdan sonrası tahta saçlı kel masalı.Binbir derde (deva) masalları ya da.Yumuşak köşeli palindrom ezmesi yapmış,keyfiyetle yedik.Bir de kürdan iliştirmiş kurbağa zarfını tutsun diye.-ve dünya dönmeye devam eder..Belki de dünya durdu bulutlar dönüyor.- Kime ne!? Ben de dişlerimi temizliyorum keyfiyetle..Daha ne!!

minik algılayışlar vardı hani;ben küçüktüm..ŞEKER PORTAKALI'NDAN :-)

Evet yapacaktım bunu.Küçük isa beni neden sevmiyordu? O ki,doğduğu ahırda bulunan öküzü ve eşeği bile sevmişti.Ama ben,hayır.Belki de,şeytanın vaftiz çocuğu olduğum için benden öç alıyordu.Ama Luis hak etmişti bunu,çünkü o bir melekti.Gökyüzünün melekleri ondan daha tatlı olamazlardı..

Bütün iskambil kağıtlarını öğrenmiştim.Ama valeleri pek sevmiyordum.Nedendir bilmem,kralın uşağı gibi bir görünüşleri vardı!

''Küçük şeytanımı çekmeceye kilitlediğimi ve okulda başka bir çocuk olduğumu söylüyordu.''


Minguinho'ya bakıyordum,paçavralardan yapılma bir bebek gibi suskundu bunları dinlerken. . .


-Büyüdüğüm zaman şair olmak,kelebek boyunbağı takmak istiyorum.Kelebek boyunbağımla resim çektireceğim.
-Neden kelebek boyunbağı?
-ÇÜnkü insan kelebek boyunbağı olmadan şair olamaz.Edmundo Dayı bana dergideki şair resimlerini gösterdi,hepsinin kelebek boyunbağı var..

Kendimi yeryüzünün en talihsiz kişisi sayıyordum.Üzerinde iskoç melek resimleri bulunan likör şişelerini anımsıyorum.Bana kala kala , o en arkadaki,neredeyse kanatsız olan kalmıştı.Görüntüsü bile olmayan dördüncü iskoç meleği..Evet,ben hep sonuncuydum.Büyüdüğüm zaman görecekti onlar.Amazon yöresinde bir orman satın alacaktım,gökyüzüne değen bütün ağaçlar benim olacaktı.Üzerinde yığınla melek bulunan bir mağaza dolusu şişe satın alacaktım,kimseye bir kanat ucu bile vermeyecektim. .

ah bir jokeeer.. fazla meğer'leme yorulursun.

Dere yataklarım kurumadan,en yumuşağından yeni minderler şöyle -ıslak,kokusu yağmur sonrası olanından-çimlerime.Bu bahar sonun başlangıcı deseler de , ben ilkbaharın türevi olarak yer etsin istiyorum akışımda .En incesinden tüller olsun illa olacaksa,illa kaplayacaksa da içimi.Süzmeden önce son kez bakıp lanet okuyabilirim aslında.Ama yine de ağaç kırmızıya döner baharda sonuçta(Işıklar turuncuya boyadı ağaçları ve Buda'nın öğretileri yansıdı yanıbaşıma..)Peki ya benim turunç elbisem emanet gibi durursa?..Bugüne kadar fazla mı şanslıydım,çok mu joker geldi de ''benmişim gibi'' savruk kullandım?Bu bilip de bilinmezliklerim olmasa püff'lesem de karışsa yaldızlı delikten havaya. . .

Solumak istemiyorum;içim sıcak,dışarısı soğuk;buğulandım.Dıştan içe sürülerce yazılar,bir kenara ''notlanmış'' NOT(nat)'lar.Ama ben miyim bu?Ama ben değilim,ben miyim?, diye sayıklarken first sakızıma yapıştı first defa cümleler ve tükürüklerimle yoğurup yuttum,çıkamamak üzere kaybolup gittiler. Belki de yapışıp kaldılar midemin bi köşesine: tüm sindirim sorunlarım, şişkinliğim ondan. . .

''Budist rahibin suya okumasıyla dualar,su kristalleri parlar da parlarlar''. Beni de mi okutmak lazım su gibi aziz olayım..Yonca desenli kuzine taklidi sobamda ellerimi ısıtırken düşünekalmışım.Bir uyandım tam da ayaklarımı korkuluğuma sarkıtmış,suya daldırmış gibi ''LAAALA LAAALA LAAAAAAAA'' diye neşemi bağırıyordum.Ama yine rüyaya uyandım.Zincirleme rüya kazası.Hem dipdiri,hem iç gıcıklayıcı.O yeşile kanatlandığımı bir görebilsem..miyop ben.


-YAMACIIIIIIII!! RENK RENK YAMALARIM VAAAAAAR. YAMA ALINIR. YAMA YAPILIIIIIIR!

-Heeeeey! Bakar mısınıız göz adesesi yamalıyorsunuz diğ mi??

Sokak boşluğundan bir ses daha:

-ESKİCİİİİİİİİİİİ!!

Deforme olmuş bu yankılar sonra sonra şehr-i çöplükte hayat bulmuş. . .

Birisi de içinden sövmüş sövmüş de kilitlenmiş ipek böceği kozasına iki haftalığına. .

NOT-1: AYA GİDİLECEK.(2.sinden 5 önceki bu,balonunu gükyüzüyle paylaşan çocuğun deyimiyle)


Barış,sabah karanlığından çok, gölgeli gotik şatolar üzerine ışımış.Öylesine kii,görmeyen gözler bile ellerini kapamış,derin çukurlarına saklanmış.Buzdan heykeltraşlar oluvermiş,anıtlara kazınsın, beynelmilel olsun da soğurmadığı yıldız kalmasın diye.Tütün -kolonyasından(!) mı ne- koktu ellerim yine. .
Sevmezmişim meğer . Oldum kolera tifora. .
Sevilirmiş meğer.

..Barış kuraklığı ve kirlenen gökyüzü..

Ve yine kaçırıldı şalom elçileri.Goodbye blue sky..Barış özürlü dünyalı,"uçurmak" kelimesini sadece

uçurtma'lı cümlelerin sonuna getiren o masum varlıklara-çocuklara da "(havaya)uçurmanın" gerçek(!)

anlamını kavrattın.Minik yüreklerini barış jelibonlarıyla doldurmak yerine.Tıkayın kulaklarınızı yeryüzü

melekleri, o gelen yalnızca bateri sesi;BaRıŞ senfonisi.Ve o çığlıklar,masaldaki cücelerin öyle anlattığı

sevinci.Siz şarkılar söyleyin tıkalı kalsın kulaklarınız;kirlenmesin o masallar.Uçuran'lar! Fazla

abarttığınız oyuncaklarınızı toplayın dağıttığınız yerden!! HADİ DÜNYA 5 DK'LIK KAYGI DURUŞUNA!!

again a maze

Her köşede bir labirent..Geçmişin paçasına yapıştı;atmasın içeriye diye yalvardı doldukça irileşen gözleriyle.Geçmişse kendisiyle yüzleşmekteydi.Beyin kıvrımlarıyla bağladılar ellerini ve ayaklarını.Yutkundu..Harmonik müziği içinde kalmıştı her zaman olduğu gibi.Kaşla göz arasında sivri düşünceli kedisini yastığının altına sakladı-klasiklerindendi bu hiç vazgeçemezdi-.Derinden bir müzik sesi;ispanyolca.İnsanlar nesneleriyle vardı evet.Patatesleri nasıl doğradığıyla fark yaratırdı özneler; 'nasıl' ve 'niçin'lerle.İçini üşütmüş olmalıydı ya da mor gecede kalmıştı heyecanları..

**

''Çamurlu gölgelere yer yok,dünya yeterince kirlendi zaten''diye fısıldadı karanlığa.Neden karanlıktı bilmiyordu.Düşünmek de istemiyordu.Bütün karanlıklara sinirliydi dönüp de bakmayacak kadar.Turkuaz umutlarını kaptıramazdı bir kez daha onlara.''Herkesin ütopyası kendine'' diye fısıldadı tekrar.Son dumanlarını soluduğu tütsünün küllerini savurdu Ganjına.Gülümsedi.2 lotus çizdi kumlara,dalgalarla silinip taşınması için evrenin ruhuna.Rengi atmış bordomsu bir gün batımında göz kırptı güneş-yeşilini yansıtmamış olsa da, o an tüm dileklerin gerçekleşeceği duygusuna kapılabilirdi insan- , dünyanın elçisiymiş ve lotus müjdesi verirmişcesine.. ..

PedE siniri \ 20-21-?(29) üçgeni 12 aralık 2008\20:39

Çiçekli bahar sofrasına otursun diye yarasalarımla birlikte..

Vitraylardan bakmaya çalıştığım dünya bu akşam yine midemi bulandırdı. Keskin yolculuk. Uçuk beyin. Kemiksiz kız;erimeye müsait. O damlaların yüzümde bıraktığı yapışık histen nefret ediyorum! Neyle egosunu tatmin etmeye çalışıyor bu hayat beceriksizi insanlar? Neyin çabası bu? Adi düzen için mi?! Yoksa bir toplum klasiği mi? Ne babalanıyon lan?!! Şimdi mi kusuyorsun kursağında kalanları üzerime?! Hasta ruhlu.

Tanrı beni terk mi etti? Ortada kalakalmış çıplaklığını, soğukluğuyla,ruhsuzluğuyla hissettiren aralık ayı gibi.
Kirpiklerimin tozunu aldım,içime döküldüler,tümden tozlandım. Naftalinimsi ojelerim gibi..

Hayat boyu denize ulaşmak için koşuyoruz değil mi?Aralık perdeyi açıp dışarıdaki hırgüre kulak kabartıp içimin daralmasından yoruldum. Ama kendimi kurtarmama bile izin yok.Bu kadar kemik olduğumu bilmiyorlar sanki! Evet, bilmiyorlar.Nasıl bilebilirler ki?..
yoruldum
yoğruldum
yoruldum
savruldum
yoruldum
küçük punto ko'dum
kovuldum
yoruldum

Kendini zeka dehası sanan ahmak PedE! Saf beyinli açık arayıcısı,
gösteriş meraklısı,
hayat kovgunu,
küfür savgunu,
anneli yetim,
bağırtkan bağırgan,
dişsiz edebiyat yorgunu PedE.
''insanlığa mesaj'' servisi başrol oyuncusunun PedE'si.

Ağzı dağınık hayat gibi ,suyu çıkmış arka bahçe otu..Bunları paket yaptırıp yollarım bi köşene! Öyle karşımda ejderha ateşi tükürme. Elma ve armutları da reçel yapıp sıvayacağım ''en iyi biçilmiş'' kısmına. Mumdan heykellerini yapıp eriteceğim o tükürdüklerinde. Paslanmış poponu kaldır da tükürük yarışına katıl sen de. Sinir fırlatmada üzerine tanımam. Varlığıyla onurlandıran! Ağzına sıçtm sıçacam. Üfüren adam PedE!
Yeter ama çeneni kapa da bi ''he'' de!Yastık leşi. Basıntı asya böceği.
ayvayı kurutup as.
işkenceli cinas
çin ali fişi as
olmadı bu.kendini biraz daha kas.

fantezim ne:
bakır leğendeki suyu
her damla arası 3 saniye
ile
kafana
dam
dam
dam
dam
damlatmak,
ince
ince.
cinaslı işkence
-çin aslı bence.
kapa çeneni yine tükürme!
Tek yanlışın bana PedE'lik taslamaktı ve tek yanlış tüm doğruyu götürür;perde kapandı!
skor:0
derece:100 santigrat derece
ejderha tükürüğünden olmalı bence
ya da kafana yediğin sulardan
kaynama derecesince
gider PedE'nin kızı
ters çınara
sarkmaya
ip deliği açıp
oynamaya iğne asmaca
hamamda
buğu dansı
yakışırr..
PedEnin mercekli bakırına
uyuma bu gece
ar(mut)larını yakala
karışmadan
lağıma.

~kuşaklı soğan salatası

Üzeri çavdarlar dolusu ağaç evim kesilmiş!
-onun odu kırmızı kelebek..
yalın ayak bahar gezim, biriktirdiğim gözyaşlarımda balık tutmak içinmiş
camlarını toplayıp gökkuşağını geçirdim içimden
-tersine dönsün duygularım..
tersine dönsün diye
tanrıca bilgelik patikası
cam kaplı
yalın ayaktım..
battı.
koştum,koştum gökkuşağıma
paçavra yollarda
biriken dikenlerle etek ucumda
soğanlı güneş tarlasında
tırmandım; kırmızı tuğlaların eseri bir ağlama duvarına
-dayalı merdiveni salla!
soğanlı gökkuşağı yetiştirdim..
tırmanalım mı birlikte gökyüzüme??
gözlerim yaşarırsa mutlu olacağıma inandım
gözlerim yaşarsın diye soğan doğradım
denize bağladım saçlarımı
devirdiğim vadilere inşa etmek için kumdan kaleler
gökkuşağımı doladım
yokmuş gibi olsun
olsun ,bir varmış bir yokmuş gibi olsun
..bulaşık boş kase..

2 otostopla 640 km

-II-
vaat edilmiş topraklardan
kahverengi doğu,
kuşbakışı
ve bezgin cazcılar,
uzun saçlı
pasifik kıyısındaki tarlalarda,
görürmüş insanlar hep o rüyayı:
zirveye kurulmuş çağdaş bağdaş.
melankolik vagonlarda
bitmeyen çizgi romanları..

2 otostopla 640 km

2 otostopla 640 km


-I-
aya gönderilen madencilerden dönen oldu mu ki
ya da kaçak Denver bunalımı geçirmeye can atanlardan,
rock island hattı yazan vagonlardaki.
yeterli olduğunu fark edersin
kamış sandaletlerinin
yeni keşiflerinin coşkusuyla
ve dibine vurduğun paketler
ve ucuz biraları
kamyonlarda.
STOP!
çektiğin en keyifli otostop
2 otostopla 640 km
biri ''yolda'' herkes gibi
herkes yol(un)da o biri gibi
isimsiz-ekoseli gömlekli
ya da bilge zannettiğin hobo'izmi
şaşı dünyaya yedirdiğin
bir kocaman balgamlı dili(m)
eritemezler beni!
eritemeyecekler,
derileyemeyecekler,
gnostik(!) di(ki)ş-lileriyle bizi!
mistiklerin dediği gibi:
''gideceğin yere varınca artık yolun bir değeri yoktur''

grav taka fiyu

grav grav grav!
taka taka taka!
fiyu fiyu fiyu!
etrafım sarıldı!
içimdeki yanılgılar belki de sadece.
bubi tuzağından basitçe.
 in dibime in dibime daha derine.
apaçileer..
 bu sefer dost gibiler.
özgürlük, kanatlarını aç ülkeme.
 sokağın ortasına işemek gibi hem de!

b....'a

SEVİMLİ ŞEREFSİZ: B....
sol yanımdan dürten peder şeytan çocuğu.
zevklik şımarık bi melodi.
..tanımsız.
sevimli şerefsiz. s.ş.
sştt!!

..

benim retinamı yırt; diğerleri gibi dikilemeyecek yırtıklar açmaktansa -verilemeyecek yerlerimde-

''Barışın yamalı kızlar kıraathanesinden''

Harikalar diyarımda çektim

-Harikalar diyarımda çektim
7 harikamı çektim
mide değil sanki;kist
kuş bakışı ağaçtan yonttum
zarımı yırttım minimalist
cigara dumanı balona(hüff)
cadde daraldı boğazıma it
tanrının son baharı
tek noktalı
pek pek(il)iştirilmemiş idi,gibi
it..düşüverdi
sağ elinde fildişi sürahi
...
büyük tanrının sandalları
düş izimi
pheidias* misali
7 harikamı çektim
mono-gram da antikalarımdan içime..
tek fırça darbesi;
siyah,karpuz kol elbisem
tapınak sunaklarından
merdivendeki sfenkslerden
sürünmeden
beyaz lilyum
7 harikamı çektim.


*tarihin en ünlü heykelcilerinden(zeus tapınağı)

bir o kadar kaygan..ana!

sızdırmasız kaygan pistonunla tabiat ana
yap-boz yeter ki tamamla
asit yağmurlarından bahset
zannederken kendimi ben
mısır tanrıçası
belinde saçlarla
kuyruğu atlarla
arka bahçemdeki yaprak tahterevanımla
michelangelo çizimi
hiyeroglif timsahı
gözler perdeli
güneş ne kızarık ne bozarık
tam kavuniçi altı samanlık karşıda
güvercinlerimi elçi'le, şerefsiz henry baba
ışık altı umut torbamı
gitmeden büzün yamalarla
kertenkele diliyle karşımda
durdu yalanıp da
geri dönüşümlü bozuntu
peder dedim,güneş için
gezegenvarileşti,basıntıları kurunca
arkamdan 90 derece açıyla
toz toprak doldu yamalıklara
sonuç:
bok rengi floresanlı dünya
çöp konteyneri dolu kustuk
hep bir ağızdan
yaktık,yaktık uyutulmamak için
silikonlu bir dolu yastık
çar(kere)mıh'layıp ayıklandık
sürü(süne)psikolojisine bereket
kalınmış tek etek(altı kelek)
dedim ya;
tamamla,
sızdırmasız(bir bu kadar ; ''rağmen'') kaygan pistonunla tabiat ana
-3 nokta-
hava durumunda orospuluğundan gerek olsa
şemsiye delgecinden kesitler. .
sağol sızdırma-sız ya!

dirt'ten 2ye

Ağustos biteli çok oldu, bir de ben bunları derken.. yok o kadar yapmayalım hamurdan çamurdan da olsa bir kübramız var. seker kız kendi'm* ağustos böceği idim ,büyüdüm de evrimime katıldım. ne de _acaip_ bir maymuncuk, olmadan su an insan. ben. ''kocaman bir dünya sığdıramazsın bütün hücrelerini dahil etsen de,, dediler inanmadım. elimden tuttum;yağmur altı salıncaklarıyla gökyüzüne gökyüzüne. miden uçuverecekmişcesine ,senin yerine. işte öyle bir böyle. ''bir yağmur bir de gökyüzü bu akşam,, ben de bağırsam animasala düşsem gökten düşen elmalardan kızarmışı gibi. motor!! denizler aşkına. yüce tuzlu sularla yapılan tatlı söyleşi. tadı damağında kalır, içinde tuz kokusu ve saçlarını rüzgarlardan asılırcasına kaçırırcasına gidersin ''bilmem nere''ye. yeşil üzerine turuncu ya da turuncu üzerine. . . benim kelebeklerim, şalom elçilerim, hortumunuzla hapsedin beni gezegeninize. benim kadar yaşayabilseniz keşke ya da ben sizin kadar yaşayıversem. ben acı(k)lı olanım burda -acılı kokorece de bayılırım söylemek istedim nedense- dilimi ısırıyım,dedim neler de dedim.. ''bring my body, carry it to another world,, -anımsamalarım doğruysa-. kendimi de açıklayamıyorum ki, boşluğumda kare dünyamın köşelerine çarpıp geri gelse. sonunu hayal etmeye çalışıyorum. yaklaşan 4 parça motifli siyah-beyaz daire,küre; herneyseler. tabi ki dünyadan-ım-lar lar lar. düşünüyordum da serip halıya kendimi; acaba ben miyim hatalı sollama yapıp,yanlış meydanda duran?? saat kulesini geçtim sanırım farkında olmadan. ne güzel.. zaten tüm arzum zamansız 4 boyuttu. yine yağmurlar. yeşil gökyüzünden kristallerle ferahlamak istiyor bedenim, beden dediğim 4 büyük pardon küçük 2 küçük. ......hadi gidelim! ağırlık merkezinden asılan çöp adam ağladı; adam, asmaca'ydı. sadece ''ca'' ''ca'' ama anlamadı.çevrel çemberimin merkezinden sınırlarıma kadar yarıçapımı aşkın -keskin- yol var. aştım çünkü. gözlerimi ürya alemine açmaya iniyorum ben. iniyorum.!? 4ten 2ye.

*ben değilim

kısa vadede

''kapandıkça kapandım.açık kalan kraterlerime dolan enkazlar;kii altında tümce düşüklüklerim yatar.demirden bakire düşük yapar??bitiklik değil bu siliklik,açıklayabilirim!türk filmine dönmesin kısa vadede.öncesi var,sonradan öncesi.kesik çizgi _monoton leşliği.yakınmalar:sussss pusss(şt)!kalpcikler fışkırsaydı keske paragraflar dolusu..olmazsa olmazın gömdü olurluğundaki varlığı.aslım da benden keremin de.ya da kaçalım biraz fuzulice.kapaklandım içime; ayakta kaldım.kırılan aynadan elime batanları koleksiyon yaptım.sergime beklerim bitince. o da kısa vadede.kısa vadede..,,diyemedim ..
*nazım hikmet**


bütün kapılar kapalı
inik bütün perdeler
nerdeler nerdeler nerdeler
gidilmeyen gelinmeyen bir yerdeler
dilsizler fısıldıyor sağırlara
uzaktan
çok uzaktan
bakışın gözleri yok
koşunun ayakları
yoruldum yakalanmazı kovalamaktan
bir cigara içeyim

n.hikmet
masalımsı

-1-
ben majör bir parça
ormanımdaki anarşist korkulukta
topraklarımdan yağmur kokusu.
gökyüzünden kovulmuş bulutlarım
can veriyor sönmüş odu
yosun kaplı umutlarım
ve başlıyorum..
topraklarımda dalgalanan ruhlar
sonsuz çeşitler,bir o kadar dağılmışlar
mutlu hissettiren yok edici hortum
aynı simada bir oda
yeşilim kesilmiş,zorladığım suçum
kutsal ışıktan bir damla
soğutmuş çürük taşları ve loş korkum
yoğunluğuyla erimiş kaybolmuşum
hayali bir kabus;gözlüyorum
yanmış dallarla kapatılan özgürlüğüm
tek muhafızım 'benken' diye başlayan
masallar ve külleri üflenen hayal
şimdiyse siyah elmalarla son bulan..


-2-
 tam ortasına gömdüğüm pollyanna
beyaz elbisesi olmasa
yine de melek olur muydu acaba??
devirlerdir yağmalanıyor masallarım
kaybolan cüceler ve katledilen cadılarım
..dahil olsalar,mücadelem başlasa
böyle merdivensiz bir kuleye hapsolmaktansa
ve bitiriyorum..
bir satranç tahtası
matlaşamayan silik şahlar
canlanıyor beyaz tüylü kargalar
doldurulamaz kara delikler açtılar
yüzü akmış,ürkünç korkuluğum yine
neye yarar!?
masalımdan bir haykırış:
insanlar sussunlar! ve gizli ateşin sesini duysunlar.!