18 Nisan 2010 Pazar

istersen dikelim.çıt.çıtmasın.

dar dağarcığından cımbızla seçtiği kelimelerini fütursuzca yığmanın uyuşturucu etkilerine inanan ahmak ;
     çevrendeki beyinleri yağmalıyorsun sadece.

bulaştığı noktaya nefret.

kapitalizmini Sanat'a bulaştırmadan çekip gider misin!!

18 Mart 2010 Perşembe

filmleryanardediler, inanmadım.

ağzımda, sünger çektiklerimin, yaşamak için biriktirip sığdıracak yer bulamayınca geridönüşümsüz sildiklerimin bıraktığı , soyut olduğu kadar şeffaf bir tad var.    ve her ''öylesine'' zamanda boğazımdan ağzıma tırmanıyor.   tükürüklerime yapışan hayalleri yutmamak için gösterdiğim çabalar gereksiz. filmi boşa sarıyorum ya da başa.
yapılacak telaşlar :
1.
diye başlayarak bir liste hazırlamak istemem normal mi yani??  ne bu telaş arzusu,sorarım bana.

16 Mart 2010 Salı

HuH!.

bırovniye göz kırpan türden fazlasıyla ıslanmış ''ıslak kek''in tepsinin uç noktalarındaki en ıslak kısmını bulup çatala verebildiğim olanca hızla ağız boşluğuma doğru ivmelendirir iken bir taraftan göz ucumla yemeye başladığımda çiholataçiholata* eşliğinde ağzımdan mideme kadar her bir hücremin festival havasında salsa yapmasını sağlayacak kadar beni mutlu eden birşey daha olacak mı acaba şu sıralar diye düşündüğüm anda susadım birden.!
  o da nesi?! 0_o

*salsaeee el latineeğğ

14 Mart 2010 Pazar

çgyyçygyçgyyçygy--

karalayıp biriktirdiği, 
eritip içtiği,
  mandallayıp rüzgar avına çıkardığı fiillerini parmak ucuyla sürükleyerek, çekti-
yalayıp'
-gitti
'yuttu
lezzetinden haber bekliyorum.
duyguları oranlanmamış,lezzetsiz fiil yığınlarıyla dolu zarflarda.

saniyesel betim

 ağzından ıslanmamış olarak etrafa saçılan sesli harflerin çığlıkları kademe kademe yükselerek ,yakınmalarıyla  mide bulantılarımı şiddetlendiriyor; ırksal sendromlarına bizi de sürüklemek istedikçe damarlarımdaki patlamalar da bulantılarla kavruluyor, beklenmedik biçimde etrafa bayat kokular bulaştırıyordu. . komik olan şu ki bu betimlemelerin buraya bulaşmasına sebep olan şey betimlenemeyecek kadar dışkısal bir sığıntılıktan ibaret.

10 Mart 2010 Çarşamba

...bunun üzerine 3 kere de hapşırdım.sadece bu kadar.

9 Mart 2010 Salı

yü-rü/yaaaa

yine ona bam! birileri yine sarhoş. birileri pişman. birileri fark etmedi. birileri,birileri. 3 gecedir aynı rüyayı görmek ,ürpertip ,sallamakta. seni de sallıyor mu? yine o'na bam!  birileri,birileri.

6 Mart 2010 Cumartesi

25 Şubat 2010 Perşembe

19191919191919191919191919191919191919..........................................................................................................

19ocak1911
garip rüyalar yine baş gösterdi ve bu beni , anlaşılmaz bir biçimde 19.gün ,19.ay(!) ve 19.herşeyin gözüme çarpmasının altında yatan nedeni sorgulamaya itiyor. örneğin dün, marjinal bir ailenin misafiri oldum.anlatılmayan fıkralara , anlatılmış muamelesi yaparak ,hafızamı ''ne işe yararsın sen be?!'' şeklinde suçlamama ve aşağılamama sebep oldular. sonra ''melly'' kulağıma fısıldadığı kaçak düşüncelerine beni de davet etti ,falan...kısacası rüya alemimde hırsızlık yapan(şu sıradan ot ,bok ve böceklerimi çalıp kendi rüyalarına montajlıyorlar sanırım) varlıklar dönüyor. gördüğüm rüyalar kime ait lan?! ot ve boklarımı geri istiyorum!!
bir şiiri ibraniceden yiddişe çevirmekle,direk yiddişçe yazmak arasında ne kadar büyük bir benzerlik bulunabilir? hiç.

çuvallayan tırnak aralarımdır.

boynuma düğümlediklerin boşa gitmedi ,merak etme. noldu onlara biliyor musun : biraz yukarıya

kaydılar ;kolladıkları tek düze ,yorgan altı bir zamanda hafızamı ele geçirmiş gibiler. kaçıkça sırıtan

endişeleriNi , endişelerimizi tokatlıyorum gece öğünlerinde hüzünlüce. yarın'ı boğazlamak için çuvallara

tıktığım günler ve konsantre ayları ulu orta marizliyorsam; bunu, şu köşeye sığınmış alegorikliğe vermeni

rica ederdim . ettim bile. görebiliyor musun: küratörler ,mahkemelerde koleksiyon düzüyor, daktilolar da

küratör. düz bir alana gerek duymadan,kelimenin astarını çekiştirirken.arşivler hamurlanıp,hamurlar

arşivleniyor burada. göz çukurlarında donuk yağlar . donuk yağı içermemektedir; palavraa!! afiyet

aheste aheste. yargıcım limon satar ,gel sıkalım beste beste(kıvama sokma çabasında değilim,çok da

şeymde!!) g'lerin yumuşaklığının beni hiçbir şekilde çıkmaza sürüklemeyeceğini tahmin edebilmeliydin. en

azından o çizgisel(!) ağzını açmayarak yumuşakça saygı gösterisinde bulunabilirdin. tamam,ağlama

duvarın'a işemiş olabilirim.ama sen de biliyorsun ki şimdiye kadar the wall'lrla öpüşemedik..ben

nirvanaelması yerken, seni ceninliğe özendirmişiimm,daha sıkı palavraa! şunu artık itiraf etmek

zorundayım (zorunluluk kasıntılarımı çuvala kustuktan ve çuvaldaki ayları yedikten sonra devam

ediyorum) ; ani çıkışlı evrimlerim gün yüzüne çıkmadan beni aramanı istiyorum. cesur ol; numaramı yanlış

çevir. sen gelene kadar aziz diktatörlere para atacağım yol boyu; tırnak aralarım bundan rahatsız olacak.

peki sen , tırnak aralarımı doldurabilecek misin ,tek pislik barındırmadan??

kalabalık kokmak.

beynimde yükselen kalabalıklar arasında dolaşıp-kalaBalıklardaki balıklar da dahil bana-tüm sesli ve sessizlerin önce ağzına taze pamuk tıkayıp tiz bir çığlıkla bantladıktan sonra kendilerine tanıdığım tüm hakları geri alıyor;beynimin loblarını cimcikleyen ,''çoğulluktan koparılmış'' kalabalığı-kalaBalık kokusuna dayanamayanlardan değilim oysa- üfleyerek biçimlendirip yontuyor ve Kafka'nın  omzunda kaybolarak yarattığım dünyayı tanımlamaya çalışarak ,avuç avuç bulut yiyorum. nefes molaları olmaksızın.

12 Şubat 2010 Cuma

ah,matiz-canımatiz

adreslerin saçmalığı gibiydi aslında. basite indirgenemeyecek kadar kutsal. ve,oh,Tanrım, bakıyorum da herkes ne kadar kutsal değil aslında . yıpratan sonuçlar doğuran anneler gibi. gibi hissetmek istediğim gece,yetişmiş cahillerin boy gösterdiği sahneleri ; perdeleri ; sızan ışığını seviyim. ya da doğamda var s.çmak.basite indirgenmiş ,' bir adet sıçmak' gibi. hissetmek istediğim tüm hücresel eylemler. eylemler ki; Kerouac kadar spontan. post blue.

19 Ocak 2010 Salı

belki de şiş(ir)me bu yazı

   kutuplardan basık-ekvatordan şişkince'nin şekli üzerine.
                                                                 -şekli üzerinde,yorumlanabilecektir.yönü boşaltılmış bakışlarla damıtılmış kesinlik'ler.kesinlik yorumlanır mı? yorumlanırsa kes(k)inliği kalır mı? kes-in . ve ''VE'' yinelenecek, ünlenecektir  bağlaçlar arasında. kıskanılacaktır ''VE''. bu kadar basık VE şişkince'yi , sağır düğümlerle bağlamaktan (b)ağırlamaktan utanacaktır. şişkince özetlemek gerekirse,ki gerekir,-ironiksel olarak- batının batısı ''doğu''  ; doğunun doğusu, ''batı'' . saplanır kalır yüzümüze. VE  bok gibi yutarız öyle.  bok gibi yutar öyle, ''VE''ler de. batı - doğu yoktur.uyduruktur. : burası , kutuplardan asık-ekvatordan irice.
b.
k.
bayan tek harfçi & bay ''bir hafta garantilidir.'' , cümleler-im-gesel. 
b.k  buladı . evet .

17 Ocak 2010 Pazar

TÜhhhK!

''Sırtını dönmek'' dedi yazar. Aynı kapıya çıksa da bir açıdan ''kıçını dönmek''le. Aynı kapıya çıkan kel'imelerin farklı yollar ''iz''lemesidir bu,diye mırıldandı - frekansı algısaldır- . ''Bebeklerin ilk haftalarda sadece belden aşağı kısımları kundaklanıyordu'' * . Bizse iki zamanlık dere boyu kundaklanmaya mahkum bir nesiliz. Kundaklanmış nesil. Kundaklayın;kundaklayın kişisel (''özgür'' kelimesi TÜK**çe yaSSaklandığından,sansürü basıyoruz bolca) boyutlara varmasın gelişken(!) yeni neslin bitkisel hareketleri. Yükselmesin aman,ulvi toplumun hararetleri! ''Edilgen'' kız figürü olarak sergilenmeye hazır ve nazırız,efendim! Bir doğruMuz ,üç yanlışıNızı götürür aslında,derim. Pardonn! Pardon! Yanlışlar bizdendir, doğrular sizden. O zaman edilgen doğrularımı TÜK'e armağan ederim(kırmızı kurdelalı ,aynı zamanda) !




*tutunamayanlar-O.A.

**toplum üst kurulu