25 Şubat 2010 Perşembe

19191919191919191919191919191919191919..........................................................................................................

19ocak1911
garip rüyalar yine baş gösterdi ve bu beni , anlaşılmaz bir biçimde 19.gün ,19.ay(!) ve 19.herşeyin gözüme çarpmasının altında yatan nedeni sorgulamaya itiyor. örneğin dün, marjinal bir ailenin misafiri oldum.anlatılmayan fıkralara , anlatılmış muamelesi yaparak ,hafızamı ''ne işe yararsın sen be?!'' şeklinde suçlamama ve aşağılamama sebep oldular. sonra ''melly'' kulağıma fısıldadığı kaçak düşüncelerine beni de davet etti ,falan...kısacası rüya alemimde hırsızlık yapan(şu sıradan ot ,bok ve böceklerimi çalıp kendi rüyalarına montajlıyorlar sanırım) varlıklar dönüyor. gördüğüm rüyalar kime ait lan?! ot ve boklarımı geri istiyorum!!
bir şiiri ibraniceden yiddişe çevirmekle,direk yiddişçe yazmak arasında ne kadar büyük bir benzerlik bulunabilir? hiç.

çuvallayan tırnak aralarımdır.

boynuma düğümlediklerin boşa gitmedi ,merak etme. noldu onlara biliyor musun : biraz yukarıya

kaydılar ;kolladıkları tek düze ,yorgan altı bir zamanda hafızamı ele geçirmiş gibiler. kaçıkça sırıtan

endişeleriNi , endişelerimizi tokatlıyorum gece öğünlerinde hüzünlüce. yarın'ı boğazlamak için çuvallara

tıktığım günler ve konsantre ayları ulu orta marizliyorsam; bunu, şu köşeye sığınmış alegorikliğe vermeni

rica ederdim . ettim bile. görebiliyor musun: küratörler ,mahkemelerde koleksiyon düzüyor, daktilolar da

küratör. düz bir alana gerek duymadan,kelimenin astarını çekiştirirken.arşivler hamurlanıp,hamurlar

arşivleniyor burada. göz çukurlarında donuk yağlar . donuk yağı içermemektedir; palavraa!! afiyet

aheste aheste. yargıcım limon satar ,gel sıkalım beste beste(kıvama sokma çabasında değilim,çok da

şeymde!!) g'lerin yumuşaklığının beni hiçbir şekilde çıkmaza sürüklemeyeceğini tahmin edebilmeliydin. en

azından o çizgisel(!) ağzını açmayarak yumuşakça saygı gösterisinde bulunabilirdin. tamam,ağlama

duvarın'a işemiş olabilirim.ama sen de biliyorsun ki şimdiye kadar the wall'lrla öpüşemedik..ben

nirvanaelması yerken, seni ceninliğe özendirmişiimm,daha sıkı palavraa! şunu artık itiraf etmek

zorundayım (zorunluluk kasıntılarımı çuvala kustuktan ve çuvaldaki ayları yedikten sonra devam

ediyorum) ; ani çıkışlı evrimlerim gün yüzüne çıkmadan beni aramanı istiyorum. cesur ol; numaramı yanlış

çevir. sen gelene kadar aziz diktatörlere para atacağım yol boyu; tırnak aralarım bundan rahatsız olacak.

peki sen , tırnak aralarımı doldurabilecek misin ,tek pislik barındırmadan??

kalabalık kokmak.

beynimde yükselen kalabalıklar arasında dolaşıp-kalaBalıklardaki balıklar da dahil bana-tüm sesli ve sessizlerin önce ağzına taze pamuk tıkayıp tiz bir çığlıkla bantladıktan sonra kendilerine tanıdığım tüm hakları geri alıyor;beynimin loblarını cimcikleyen ,''çoğulluktan koparılmış'' kalabalığı-kalaBalık kokusuna dayanamayanlardan değilim oysa- üfleyerek biçimlendirip yontuyor ve Kafka'nın  omzunda kaybolarak yarattığım dünyayı tanımlamaya çalışarak ,avuç avuç bulut yiyorum. nefes molaları olmaksızın.